BÖBREK TAŞI TEDAVİSİ

ÖNEMLİ BAŞLIKLAR

  1. Böbrek Taşı Ameliyatı Deneyimlerim
  2. Böbreklerin Görevi nedir?
  3. Böbrek taşı nedir?
  4. Böbrek taşı neden olur?
  5. Kaç çeşit böbrek taşı vardır?
  6. Böbrek taşı belirtileri nelerdir?
  7. Böbrek taşlarında tanı ve teşhis nasıl konur?
  8. Böbrek taşı tedavisi nasıl yapılır?
  9. Taş oluşumunu Önleyici tedaviden kasıt nedir?
  10. Lazerle Böbrek Taşı Kırma
  11. Çocuklarda ve Bebeklerde Böbrek Taşı Tedavisi
  12. Böbrek taşları kimlerde oluşur?
  13. Böbrek taşı kırma ameliyatı sonrası nelere dikkat etmemiz gerekir?
  14. Böbrek taşı olan kişiler nasıl beslenmeli?
  15. Sıkça Sorulan Sorular
    1. Böbrek taşı olan İnsanlar ne yememeli?
    2. Böbrek taşı oluşumunu önlenmek İçin neler yapılabilir?
    3. Böbrek taşı toplumda ne sıklıkla görülür?
    4. Böbrek taşı oluşumunu ne artırır?
    5. Hangi sağlık sorunları kişide böbrek taşı oluşumunu hızlandırır?
    6. Böbrek taşlarının hepsi aynı yapıda mıdır?
    7. Böbrek kumu İle böbrek taşı arasında ki fark nedir?
    8. Böbrek taşı düşürme doğal yollarla mümkün mü?
    9. Böbrek taşı nasıl düşürülür?
    10. Böbrek taşı düşürmede taşın boyutu önemli midir?
    11. Böbrek taşı düşürme ne kadar sürer?
    12. Böbrek taşı düşürmenin en kolay yolu nedir?
    13. Bitkisel tedavinin böbrek taşı düşürülmesine etkisi nedir?
    14. Böbrek taşı tedavi edilmezse ne olur?
    15. Böbrek taşı olan kişi ne yapmalıdır?
    16. Böbrek taşlarında ameliyat ne zaman gerekmektedir?
    17. Böbrek taşı kırma ameliyatı başarı oranı nedir?
    18. Böbrek taşı kırma ameliyatı sonrası İyileşme ne kadar sürer?
    19. Böbrek taşı tekrar eder mi?
    20. Böbrek taşı tedavisinde son yenilikler nelerdir?
    21. Böbrek taşı kadınlarda mı erkeklerde mi daha çok görülür?
  16. Böbrek Taşı Ameliyatı Fiyatı Ankara
  17. Böbrek taşı tedavisi hakkında Doktorunuza Sorun

Böbrek Taşı Ameliyatı Deneyimlerim


Son 20 yıl içerisinde 2000’in üzerinde kapalı böbrek taşı ameliyatı gerçekleştirdim ve deneyimlerim sonucunda bu cerrahi girişimleri %99’un üzerinde başarı oranı ile gerçekleştirmekteyim. Bu yüksek başarı oranında ameliyatlarımı en güncel tekniklerle, dünya üzerindeki en kaliteli ve en modern cihazları kullanarak gerçekleştirmeminde payı çok büyüktür. Taş ameliyatları konusunda uluslararası dergilerde yayınlanmış 80’in üzerinde bilimsel makalem mevcuttur. Taş hastalığı hakkında 100’ün üzerinde kongre ve sempozyumda davetli konuşmacı olarak tecrübelerimi aktardım ve aktarmaya devam ediyorum. Özel ilgi alanım olan böbrek taş hastalığı konusunda yardım ve bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Böbreklerin görevi nedir?


Böbrek kandaki zararlı atıkları süzen ve suyla birlikte bu atıkların idrar biçiminde dışarı atılımını sağlayan organdır. Böbreğin idrar oluşturma dışında önemli başka görevleri de vardır. Böbrekler, kemik iliğinde bulunan kan hücrelerini olgunlaştıran eritropoetin adlı hormonun yapımından da sorumludur. Aynı zamanda vücudu kansızlığa karşı korur. Ek olarak, D vitamininin sentezine katkı sağlayarak kalsiyum ve fosfor dengesini düzenlerler. Bu da kemiklerin dirençli olmasını sağlar.

Böbrek taşı nedir?


İdrar içerisindeki birtakım minerallerin, sıvı alım azlığına ya da bazı metabolik bozukluklara bağlı olarak idrar içerisindeki yoğunlukları artar. Bu minerallerin artıştan kaynaklı önce kristaller oluşur ve bu kristallerin kümelenip birleşmesiyle taş oluşumu meydana gelir.

Böbrek taşı neden olur?


Böbrek taş hastalığının neden oluştuğu tam olarak aydınlatılamamakla beraber doğuştan gelen hastalıklar, birtakım genetik nedenler, beslenme ve sıvı alma alışkanlığı, meslek, yaşanılan coğrafya, iklim, ırk gibi pek çok faktörün rol oynadığı kabul edilmektedir. Özellikle tuz ve rafine şeker tüketiminin yüksek olması, yeterli miktarda sıvı tüketilmemesi, sıcak ortamlarda yaşamak ve çalışmak, fazla hayvansal protein alınması, sedanter yaşam tarzı, bazı metabolik ve genetik hastalıklar, idrar yolu enfeksiyonları ile böbreğin yapısal bozuklukları sorumlu tutulmaktadır.

Böbrek taşı belirtileri nelerdir?


Böbrek taş hastalığı hiçbir belirti vermeden tesadüfen saptanabildiği gibi kimi zaman idrar yoluna düşerek şiddetli ağrılara sebep olabilmektedir. Ağrılar genellikle kolik tarzda olup, dalgalar şeklinde gelmekte ve kıvrandırıcı etki yaratmaktadır. Ağrının hissedildiği bölge yan (böğür) bölgelerdir ve kasık bölgesine doğru yayılmaktadır. Ağrı haricinde görülen en önemli belirtilerse kusma, bulantı, idrardan kan gelmesi, idrar yaparken yanma ve idrar yapma problemleridir.

Böbrek taşlarında tanı ve teşhis nasıl konur?


Böbrek taş hastalıkları tanısı için detaylı bir muayenenin ve anamnezin yanı sıra birtakım görüntüleme ve laboratuar yöntemlerinden faydalanılmaktadır. Düşük dozla çekilen ilaçsız tomografi, direk grafi ve ultrasonografi taş tanısı için kullanılan en önemli radyolojik görüntüleme yöntemleridir.

Böbrek taşına yönelik bir müdahale planlandığında sintigrafik incelemeler veya ilaçlı (kontrastlı) incelemeler planlanabilmektedir. Böbrek taş hastalığının nedenlerinin araştırılması amacıyla taşın analiz edilmesi ve idrarda ve kanda bir takım metabolik incelemelerin yapılması ilerde hastalığın tekrar etmemesi açısından önemlidir.

Böbrek taşı tedavisi nasıl yapılır?


Böbrek taş hastalığı tedavisi; hastaya ait birtakım faktörler, taşın boyutu, tipi ve yerleşim yeri göz önüne alınarak planlanmaktadır. Böbrek taşı tedavi yöntemleri;

  • PNL(perkütan nefrolitotomi),
  • ESWL (ses dalgaları ile taş kırma),
  • URS/ RİRC (lazerle taş kırma veya üreterorenoskopi),
  • Açık ve laparoskopik cerrahi yöntemler

Taş hastalığının tekrar etmemesi için de hastalara taş oluşumunu önleyici tedaviler önerilebilmektedir.

Taş oluşumunu önleyici tedaviden kasıt nedir?


Taş oluşumunu önleyici tedaviden kastedilen gerekli durumlarda taş analizi ve metabolik araştırma sonuçlarına göre başlanılan taş oluşumunu önleyici ilaçların kullanımı, diyet uygulamaları ve yaşam tarzı değişiklikleridir. Nedir peki bu önlemler?

  • Günde 2 lt idrar yapabilecek kadar bol su tüketimi
  • Halk arasında bilinenin aksine, taş hastaları yoğurdu ve sütü normal düzeyde tüketebilirler.
  • Diyette hayvansal proteinlerin kısıtlanması: Yemeklerde yüksek miktarda hayvansal protein tüketilmemelidir
  • Tuz kısıtlaması: Tekrarlayan taş oluşumunun önlenmesinde oldukça önemlidir
  • Dengeli olmak kaydıyla lifçe zengin ve sebze ağırlıklı beslenme tarzı taş oluşumundan korunmada esastır.
  • Böbrek taşı oluşumunu engelleyici sitrat içeriği nedeniyle günde 1 limon tüketmekte fayda vardır.
  • Hareketsiz yaşam yani sedanter tarzı böbrek taşı riskini artırır. Bu sebepten ideal kilonun korunmasına ve düzenli egzersiz yapmaya dikkat edilmelidir.
  • Obeziteye neden olabilecek işlenmiş ve aşırı yağlı gıdaların tüketiminden uzak durulmalıdır.
  • Özellikle oksalat atılımı yüksek olan hastalarda oksalattan zengin fındık, kakao, çikolata, pancar, ıspanak, soya, buğday gibi gıdaların tüketiminde aşırıya kaçınılmalıdır.
  • C vitamini alımı sınırlandırılmalı, Vitamin D takviyesi yapılmamalı, B-6 vitamini eksikliğine ise dikkat edilmelidir. İdrar ile atılan oksalat miktarının nerdeyse %40’ı C vitamininden dönüşerek oluşmaktadır.

Lazerle Böbrek Taşı Kırma


Lazerle taş kırma, vücuda herhangi bir kesi ya da delik açmadan, esnek yapıda (fleksibl) ince bir endoskop vasıtasıyla idrar kanalından böbreğe kadar girilip, buradaki taşların lazer yardımıyla kırılması ve alınması işlemidir. Lazerle böbrek taşı kırma işleminde özel üretilmiş endoskop (fleksibl üreterorenoskop) kullanılmaktadır. Ucu cerrah tarafından cihazın arkasından kumanda edilebilen bu aletler yaklaşık 3 mm kalınlığında ve 60 – 70 cm uzuluğundadır. Bu sayede böbreklerin tüm odacıklarına girilebilmekte ve buradaki taşlar lazer yardımıyla kırılabilmektedir.

Çocuklarda ve Bebeklerde Böbrek Taşı Tedavisi


Bebeklerde taş hastalığı erişkinlere göre nadir görülüyor olsa da son yıllarda beslenme alışkanlığındaki değişikliklere bağlı görülme sıklığı artmaktadır. Ayrıca bu çocuklarda böbrek taş hastalığının altında yatan sebep sıklıkla anatomik ya da metabolik bozukluk olmasından ötürü son derece tekrarlama eğilimindedir.

Çocuk idrar kanallarının ve böbreğinin küçük olması sebebiyle bu yaş grubunun tedavisinde özel minyatür cihazlar kullanılmalı ve cerrahın bu konuda yeterli deneyime sahip olması gerekir. Çocuklarda ve bebeklerde böbrek taşı ameliyatı alanında dünyadaki en geniş serilerden birine sahibim ve başarı oranlarım genel literatürün bir hayli üzerindedir. Bu konuda 80’den fazla uluslararası makalem yayınlanmıştır.

Çalıştığımız kurumlarda yurtdışından ve yurtiçinden gelen pek çok meslektaşımıza bu cerrahiler konusunda eğitim verdik. Onlarca konferans ve sempozyum düzenledik. Okul öncesi çocuklarda lazerle kapalı böbrek taşı ameliyatı serisini dünya genelinde ilk defa biz yayınladık (J Ped Surg 2011). Bu cerrahilerin uygulandığı en küçük çocukları literatürde o dönemde ilk biz bildirdik. Tüm bu birikimlerimizle ve deneyimimizle bebeklerde ve çocuklarda taş ameliyatlarını oldukça yoğun olarak güvenli ve etkili bir şekilde uygulamaya devam etmekteyim.

Böbrek taşları kimlerde oluşur?


Taş oluşumunun temel mekanizmasına bakacak olursak; idrar içerisindeki birtakım minerallerin yoğunluklarının artmasına bağlı önce kristal oluşumu, ardından bu kristallerin kümelenip birleşmesiyle böbrek taşı oluşumunun gerçekleştiğini görüyoruz. Yani taş oluşumunda 2 temel unsur vardır; ya idrar miktarının azalmasına bağlı bu moleküllerin yoğunluğu artmaktadır ya da bu moleküllerin idrarla atılımının artmasına yol açan metabolik bozukluk veya aşırı tüketim vardır.

Böbrek taşı kırma ameliyatı sonrası nelere dikkat etmemiz gerekir?


Eğer lazerle kapalı böbrek taşı ameliyatı (URS/RİRC) uygulanmışsa hasta aynı gün taburcu olabilir. Banyo yapılmasında bir sakınca yoktur. Fiziksel aktivite kısıtlamasına gerek yoktur. Hastalar ertesi gün gündelik yaşantısına dönebilir. Ameliyat sonrası yüksek ateş, idrarda kanama, şiddetli ağrılar ya da ciddi halsizlik gibi şikayetler olursa mutlaka doktorunuz ile görüşmenizde fayda vardır.

Perkütan taş cerrahisi (PNL) sonrası ise 1-2 gün sonra taburculuk yapılmaktadır. Böbrek içerisine delik açılarak işlem gerçekleştirildiği için ameliyat sonrası kanama, enfeksiyon ya da komşu organ yaralanması gibi komplikasyonlar açısından dikkatli olunmalıdır. Yara yerinde ya da idrarda kanama, yara yerinden idrar gelmesi, yüksek ateş, şiddetli ağrı veya nefes darlığı gibi şikayetler olması durumunda mutlaka doktorunuz ile görüşmenizde fayda vardır. PNL ameliyatı sonrası bir süre istirahat edilmesi, ağır egzersiz ve aktivitelerden uzak durulması, birkaç gün banyo yapılmaması gerekmektedir.

Tüm taş ameliyatlarından sonra tekrar taş oluşumunu önlemeye yönelik diyet, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekirse ilaç kullanımı gibi tedbirler mutlaka alınmalıdır.

Böbrek taşı olan kişiler nasıl beslenmeli?


Hava sıcaklığına göre sıvı alımı günlük en az 2.5 – 3 L arası olmalıdır. Başka bir ifadeyle kişinin günde 2 L idrar yapacak kadar sıvı tüketmesi sağlanmalıdır. Sıvı tüketimi sıvı kaybının arttığı zamanlarda (sıcak hava, egzersiz vb) arttırılarak ve gün içine yayılarak (sirkadiyan tarzda) yapılması önemlidir. Günlük sıvı tüketimini yalnız yarım litre arttırmak taş oluşma riskini %80 azaltmaktadır. Sıvı alımını arttırmak idrar hacmini arttırmakta, bu da idrar içerisinde taş oluşturan kristal yoğunluğunu azaltarak taş oluşumunu engellemektedir.

Limon, portakal ve greyfurt suyu gibi sitratça zengin sıvıların tüketiminin taş oluşumundan koruduğu bilinmektedir. Sıvı çeşidi olarak kalorisiz ve nötral PH’ ya sahip içecekler tercih edilmelidir. Genel olarak tüketimi önerilen sıvı sudur. Suyun sertlik değerinin taş oluşumunda etkili olmadığını birçok çalışma göstermiştir.

Dengeli olmak kaydıyla fiberden (liften) zengin ve sebze ağırlıklı beslenme tarzı böbrek taşı oluşumundan korunmada esastır.

Kalsiyumdan zengin peynir, süt ve yoğurt gibi gıdalar aşırı kaçmamak kaydıyla düzenli olarak tüketilmelidir. Ancak aşırı tuzlu peynir gibi çok tuzlu süt ürünlerinden uzak durulmalıdır. Bağırsakta oksalatı bağlayarak atılımını sağlayan kalsiyumun gereğinden az alımı taş oluşumuna zemin oluşturmaktadır.

Böbrek Taşı Ameliyatı Fiyatı Ankara


Böbrek taşı ameliyatının fiyatı taşların büyüklüğüne, ameliyat tekniğine, kullanılan cihazlara, işlemi gerçekleştiren ekibin tecrübesine, işlemin yapıldığı hastaneye ve kullanılan malzemelerin kalitesi göre değişkenlik göstermektedir. Bu ameliyatı en kaliteli malzemeleri ve son teknolojiyi kullanarak, tecrübeli ekibimizle A sınıfı hastanelerde gerçekleştirmekteyiz. Ameliyat ücretleri hakkında bizi arayarak detaylı bilgi alabilirsiniz.

Bizimle İletişime Geçebilirsiniz

Sık Sorulan Sorular

Özellikle oksalat atılımı fazla olan kişilerde oksalatça zengin pancar, fındık, kakao, ıspanak, çikolata, soya ve buğday gibi gıdaların aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. B-6 vitamini eksikliğine ise dikkat edilmeli, C vitamini alımı sınırlandırılmalı ve Vitamin D takviyesi yapılmamalıdır. İdrarla birlikte atılan oksalatın nerdeyse %40’ı C vitamininden dönüşerek oluşmaktadır. Aşırı tuz tüketimi idrarda kalsiyum tuzlarının kristalleşmesine sebep olmaktadır. Günlük tuz miktarının tüketimi 3-5 gramı geçmemelidir.

Yüksek miktarda hayvansal protein tüketimi idrarı asidik hale getirmekte; idrardaki sitrat gibi taş oluşumundan koruyucu madde miktarının azalmasına, taş oluşumuna yol açan kristal atılımının ise artmasına yol açar. Tüketimin günlük 1 gr/kg ile sınırlandırılması önerilir.

Araştırmalar bize sadece tuzun ve hayvansal proteinlerin kısıtlanması ile taş oluşum riskini yarı yarıya azaldığını gösterilmiştir.

Günde 2 L idrar çıkaracak kadar sıvı tüketilmelidir. Portakal, limon ve greyfurt suyu gibi sitratça zengin sıvıların tüketiminin taş oluşumundan koruduğu bilinmektedir. Genel olarak tüketilmesi önerilen sıvı sudur. Özellikle oksalat atılımı fazla olan kişilerde oksalatça zengin ıspanak, pancar, çikolata, fındık, kakao, soya ve buğday gibi gıdaların aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Aşırı tuz tüketiminden ve yüksek oranda hayvansal protein tüketimi kaçınılmalıdır. Sebze ağırlıklı ve lifçe zengin beslenme tarzı oluşturulmalıdır. Kalsiyumdan zengin peynir, yoğurt ve süt gibi gıdalar aşırıya kaçmamak kaydıyla düzenli olarak tüketilmelidir. Vitamin D takviyesi yapılmamalıdır. C vitamini alımı sınırlandırılmalı ve B-6 vitamini eksikliğine ise dikkat edilmelidir.
Böbrek taş hastalığı oldukça yaygın bir sağlık sorunudur. Son 30 yılda görülme sıklığı dramatik bir şekilde artmaktadır. Bir kişinin yaşamı boyunca böbrek taş hastalığına yakalanma oranı 1980’li yıllarda %3 olarak bildirilirken, 1990’lı yıllarda bu oran %5, günümüzde ise %10 olarak bildirilmektedir. Özellikle sedanter yaşam tarzı ile tuz ve karbonhidrat bakımından zengin beslenme alışkanlıkları bu artıştan sorumlu tutulmaktadır. Türkiye böbrek taş hastalığının dünya genelinde en sık izlendiği coğrafi bölgelerden birisi olup yaşam boyu görülme olasılığı (prevalansının) %15 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Biz böbrek taşlarını en sık; az sıvı tüketen ya da sıvı kaybını arttıran koşullarda yaşayan (sıcak ve sert iklim ya da çalışma koşulları) kişilerde; idrarı asidik hale getiren ve taş oluşumunu kolaylaştıran durumlarda (sedanter yaşam süren, obezite, hipertansiyon, diyabet gibi); karbonhidrat, protein ve tuz ağırlıklı beslenen kişilerde; genetik veya yapısal olarak bir takım metabolik bozukluklara sahip olan kişilerde (sistinüri, hiperkalsiüri, hipositratüri vb) böbrek taş hastalığı daha sık izlenmektedir.

Taş oluşumu açısından yüksek risk grubu olarak kabul edilen gruplar şu şekildedir;

  • Çocukluk çağında başlayan taş hastalığı
  • Ailesel taş hastalığı varlığı
  • Sık tekrarlamaya meyilli taş içerikleri (Kalsiyum fosfat taşları, ürik asit veya ürat içeren taş kompozisyonları, enfeksiyon taşı, sistin taşı)
  • Taş oluşumu ile ilişkili hastalıkların varlığı; gastrointestinal hastalıklar, hiperparatiroidizm, metabolik sendrom, nefrokalsinozis, polikistik böbrek hastalığı, bariatrik cerrahi, sarkoidoz, spinal kord yaralanması, nörojenik mesane
  • Taş oluşumu ile seyreden genetik bozuklukların varlığı; dihidroksiadeninüri, sistinüri, primer hiperoksalüri, Tip I RTA, 2,8 ksantinüri, LeshNyhan sendromu, kistik fibrozis
  • Taş oluşumuna neden olan anatomik anomali varlığı; VUR, medüller sünger böbrek, UP darlık, kalisiyel divertikül, üreteral striktür, atnalı böbrek, üreterosel
  • İlaca bağlı taş oluşumu
Böbrek taşları yapısını oluşturan kristal cinsine göre 5 kategoriye ayrılmaktadır: Sistin Taşları, Kalsiyum Oksalat Taşları (en sık), Ürik Asit Taşları, Kalsiyum Fosfat Taşları ve Enfeksiyon (Strüvit) Taşları.
Böbrek kumu; genellikle milimetrik boyutta küçük böbrek taşlarını ya da radyolojik olarak izlenmeyen ancak idrar analizinde saptanan taş kristallerini ifade etmek için halk arasında kullanılan bir ifadedir.
Böbrek taşları özellikle belli bir boyutun altındaki taşlar herhangi bir müdahele olmadan kendiliğinden düşebilmektedir. Burada en önemli faktör taşın boyutudur. 1 cm üzeri taşların kendiliğinden düşme ihtimali çok düşüktür. 7 mm boyutunda bir taşın kendiliğinden düşme ihtimali %50 olarak kabul edilir. Taş boyutu azaldıkça kendiliğinden düşme ihtimali artmaktadır. Bol sıvı tüketimi, bol hareket ve birtakım ilaçlarla taşların kendiliğinden düşme ihtimali arttırılabilmektedir.

Genellikle küçük boyutlu taşlar; bol su tüketimi, egzersiz yapılması ve üreter kanalını genişleten ilaçların kullanımı ile kendiliğinden düşebilmektedir. Taşın düşme ihtimalinde aynı zamanda taşın boyutu, şekli ve üreter dediğimiz böbrek kanalının genişliği rol oynamaktadır. Böbrek çıkışını tıkayan ve böbreği genişleten taşlar düşürülemez ve zamanında müdahele edilemezse böbrek kaybına ya da sepsis gibi hayatı tehdit eden enfeksiyonlara yol açabilmektedir.

Halk arasında kaynatılmış ısırgan veya maydonoz suyu, yoğurt suyu, kızılcık suyu, çeşitli yer altı suları, galiburu, eşkina balığı, limon ve yağ kürleri, bira tüketimi gibi birçok yöntemin taş düşürmede etkili olduğuna inanılsa da bunların taş düşürmedeki etkinliğine dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır.

Taşlarının düşürülmesinde en önemli faktör taş boyutudur. 1 cm’den büyük taşların kendiliğinden düşme ihtimali yok denecek kadar düşükken, 7 mm boyutundaki bir taşın düşme ihtimali %50 kabul edilmektedir. 4 mm’den daha küçük taşların düşme ihtimali ise %90’dır.
Böbrek kanalına düşmüş taşların düşürülmesi için geçen süre; sıvı tüketimi, taşın şekli, taşın boyutu, taşın yerleşim yeri, böbrek kanalının genişliği gibi birçok faktöre bağlıdır. Eğer taş böbrek kanalını tıkamışsa ve 2-3 haftalık bir bekleme süreci sonunda düşmemişse müdahele ile alınması gerekmektedir. Aksi takdirde böbrek fonksiyon kaybından sepsise kadar varabilen ciddi problemler doğurabilmektedir.
Böbrek taşlarının düşürülmesini kolaylaştırmanın yolları; bol su tüketimi, egzersiz ve spor yapılması ile doktor kontrolünde taş düşürmeyi kolaylaştırıcı ilaçların kullanılmasından oluşmaktadır.
Halk arasında kaynatılmış ısırgan veya maydonoz suyu, yoğurt suyu, kızılcık suyu, çeşitli yer altı suları, galiburu, eşkina balığı, limon ve yağ kürleri, bira tüketimi gibi birçok yöntemin taş düşürmede etkili olduğuna inanılsa da bunların taş düşürmedeki etkinliğine dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Bugün için bol su tüketimi, bol hareket ve egzersiz ile idrar kanalını genişletici birtakım ilaçların kullanımının taş düşürülmesini kolaylaştırıcı faktörler olduğu gösterilmiştir.
Böbrek taşları tedavi edilmezse tekrarlayan şiddetli ağrılara, üriner sistem enfeksiyonlarına ve böbrek fonksiyon kaybına yol açabilmektedir.
Böbrek taşı olan kişilerin mutlaka bir üroloji uzmanına görünüp mevcut taşının tedavisinin yapılması gerekmektedir. Taş tedavi edildikten sonra tekrar taş oluşumunun önlenmesi için yaşam tarzı değişiklikleri, diyet uygulamaları ve gerekli durumlarda taş analizi ve metabolik araştırma sonuçlarına göre taş oluşumunu önleyici ilaçların kullanımı gerekmektedir.
Böbrek alt kutbuna yerleşmiş herhangi bir şikayete yol açmayan küçük taşlar müdahele edilmeden takip edilebilirler. Onun dışındaki 5 mm ve daha büyük taşlar kendiliğinden düşmüyorlarsa ESWL, lazerle taş kırma (URS/RİRC) ve perkütan taş cerrahisi (PNL) gibi yöntemlerle tedavi edilmesi önerilmektedir.
Böbrek taşı kırma yöntemlerinin başarısı kullanılan tekniğe, taşın boyutuna, taşın yerleşimine, taşın sayısına, taşın sertliğine, böbreğin anatomisine, hastanın kilosu, fiziksel özellikleri ve ek hastalıkları gibi birçok faktöre göre değişmektedir. URS/RİRC yöntemi genelde 2-3 cm’den küçük taşlarda; PNL yöntemi ise 2-3 cm’den büyük taşlarda tercih edilir. Başarı oranı her iki yöntemde güncel literatürde %90’ın üzerinde bildirilmektedir.

Hayatında ilk kez taş hastalığı tanısı konulan ve tedavisi gerçekleşen kişilerin yaklaşık %50’sinde 10 yıl içerisinde taş hastalığının tekrar nüks ettiği görülmektedir. Bu sebepten taşsızlık sağlanan hastalarda yapılması gerekli ilk iş tekrar taş oluşumunun önüne geçmektir.

Taş hastalarının tümünün uyması gereken birtakım koruyucu tedbirler vardır. Bu koruyucu tedbirlerin ana noktasını diyet alışkanlıklarının düzenlenmesi (sıvı tüketimi, dengeli ve sebze ağırlıklı beslenme, tuzun ve hayvansal proteinlerin kısıtlanması vb.) ve yaşam tarzı değişiklikleri (düzenli egzersiz yapma, aşırı sıvı kaybından kaçınma, obeziteden korunma vb. ) oluşturmaktadır.

Lazerle taş kırma ameliyatı (URS/RİRC) sonrası hastalar genellikle aynı gün taburcu edilmekte, ertesi gün ise gündelik yaşantısına dönebilmektedir. Perkütan taş cerrahisi (PNL) sonrası ise 1-2 gün hastanede yatış gerekmektedir. PNL ameliyatı sonrası böbrekte delik açılarak taş toplandığı için ameliyat sonrası bir süre istirahat edilmesi, zorlayıcı ağır egzersizlerden uzak durulması gerekmektedir.
Son yıllarda gelişen teknoloji, modern lazer cihazları, minyatürleşen cihazlar ve artan deneyim ile birlikte böbrek taşları çok daha yüksek başarı ile tedavi edilebilir hale gelmiştir. Eskiden açık cerrahi ile tedavi edilen böbrek taşı ameliyatlarından sonra görülen büyük kesi izleri, ameliyat sonrası uzun yatış süreleri, yüksek oranda izlenen istenmeyen yan etkiler, ameliyat sonrası yaşanan ağrılar, böbrek hasarı gibi ciddi olumsuzluklar yeni teknoloji ile yerini günübirlik çok yüksek başarı oranına sahip hastanın ertesi gün normal yaşantısına dönebildiği modern cerrahi tekniklere bırakmıştır.
Taş hastalığı erişkin erkeklerde kadınlara göre daha çok izlenmektedir. Ancak son yıllarda özellikle kadınlarda ve ergenlik dönemindeki çocuklarda hızlı bir artış gözlenmektedir. Bu durumun başlıca nedenini ise tuzca ve karbonhidratça zengin beslenme alışkanlığı, hızla yükselen obezite ve hareketsiz yaşam tarzı oluşturmaktadır. Hareketsiz yaşam tarzına ve kötü beslenmeye bağlı oluşan insülin direnci, kadınlık hormonu olan insülinin koruyucu etkisini ortadan kaldırarak, kadınlarda taş oluşum yatkınlığına neden olmaktadır. taş hastalığı 1950’lerde erkeklerde kadınlardan 7 kat daha fazla görülürken, günümüzde bu oran 1.5 kata kadar düşmüştür.

Konu Özeti

✅ Hastalık Adı Böbrek Taş Hastalığı
✅ Belirtileri Şiddetli Ağrı, Kusma, Bulantı, İdrardan Kan Gelmesi, İdrar Yaparken Yanma
✅ Tanı Yöntemleri Detaylı Muayene, Anamnez, İlaçsız Tomografi, Direk Grafi ve Ultrasonografi
✅ Tedavi Seçenekleri PNL, ESWL, URS, RİRC, Açık ve Laparoskopik Cerrahi Yöntemler
✅ Tedavi Fiyatı Görüntüle

NOT : Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu

Doktorunuza Sorun

SİZİ ARAYALIM

WhatsApp
Telefon
Yol Tarifi
Doktorunuza Sorun